KEŞKE…

EPISODE-I
Bir gün bir yüksek lisans öğrencisi yollanır size. Tez konusu seçilirken, araştırması tasarlanırken sonrası düşünülmemiştir, gelinen bir noktada işlerin çözümlenmesi gerekir. Tez konusunu siz seçmediğiniz halde, bu meselenin sorumlusu siz olmadığınız halde, sorunu çözersiniz, çocuk jüriden geçer diplomayı alır… Ardından hocası bu tezden makale çıkarmak ister ve çocuk bir makale yazar. Ama bu makale hakemler tarafından reddedilir. Hocası, makalenin varlığından bile haberi olmayan bu “yardım eden” kişinin adını makaleye üçüncü yazar olarak eklemiştir. Araştırma konusunda iddialı olan yardımcı kişi, “Yahu meta analiz nedir?” diye kendisine soranların hakem olduğu bir jüride “makalesi reddedilen” kişi duruma düşmüştür… Ve bunu da olaydan çok sonra tesadüfen, “Abi, senin o makale neden reddedilmişti?” sorusuyla öğrenir…
KEŞKE HİÇ YARDIM ETMESEYDİM…

EPISODE-II
Bir Cuma akşamı çıkmak üzereyken bir yöneticiniz uğrar, “Rektörlüğümüzün talebi üzerine, ARGE günleri için bir projeye ihtiyacımız var, bir şeyler yazar mısın?” diye ricada bulunur… Pazartesi sabahı o yöneticinizin masasına bir proje koyarsınız, ama bir şartla. “Adımın yazılmasına izin vermiyorum…” Çünkü rektörlüğün tasarrufu sonucu, öğretim üyelerine verilen öncelikli sağlık hizmetinin öğretim görevlileri ve okutmanlara verilmemesine kırgındır bu yazının sahibi. Ona göre sağlık hizmeti “insani” bir konudur, öğretim üyesi ve okutmanın ders ücreti farklı olabilir ama sağlık hizmeti konusunda bu ayrım doğru değildir… Bu nedenle, bu konuda, böylesi bir tasarruf sergileyen kurumuna, sarf etmek zorunda olmadığı “özel emeğini esirgeme” gibi bir tasarruf içine girmiştir hakkaniyet gereği… Projenin (sadece) başlığı değiştirilir. İki isim daha eklenir. Proje bu haliyle, ciddi bir bilimsel yanlışı ve başlığında önemli bir yazım hatasını içermektedir. Projenin asıl sahibi, “bir bilimsel hataya düşmenin yanı sıra başlığı bile doğru yazamama” gibi bir duruma düşürülür…
KEŞKE HİÇ YARDIM ETMESEYDİM…

EPISODE-III
Programlar yapılmışken, dersini vermediğiniz bir anabilim dalının başkanı odanıza gelir, sizden, açılmış ancak verecek olan öğretim üyesi olmayan bir dersi vermenizi rica eder. Bu yazının sahibi de “ben artık öğretim üyesi yemekhanesin etrafından bile geçmiyorum, (alınganlık gösterdiği sağlık hizmetine gönderme yaparak) bu dersleri adının önünde unvanı olan ve öncelikli sağlık hizmeti alanlar versin” diyerek ders vermeyi reddeder. Ama talep bir kaç kez yinelenir. “Ders açıldı bir kere, yapılacak bir şey yok, zorda kalmasak valla istemeyiz” tarzı söylemler müteaddit defalar sarf edilir… Gençlerin bir şeyler öğrenmesine dem vurulan duygusal konuşmaların ardından, “tamam olur” lafı ağızdan alınır… Bir hafta sonra haber gelir. “Öğretim görevlilerinin yüksek lisans derslerine girmesi doğru olmadığı için enstitü bünyesine açılan programda ders vermeniz kabul edilmemiştir…
KEŞKE HİÇ BULAŞMASAYDIM

Bu akşam kederliyim…
Ve sarhoşum…
Bu yazımı hiç silmeyeceğim… Kendime de ders olsun diye…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s