BAYRAM SABAHI

Eski bayramlarda, arife gecesinden giderdik rahmetli dedemin evine. Uzaktan gelenler, uzun süredir görüşülemeyenler, hep birlikte çok farklı bir akşam yaşanırdı… Öyle sadece bayram namazına gidilmezdi o gecenin sabahında. Gecenin karanlığında yola çıkılır, sabah’ın sünneti bile kılınırdı Yıldırım Camiinde. Sabah kılındıktan sonra bayram namazına kadar olan ve bana çok uzun gelen sürede yarı uykulu halde hoca efendi dinlenirdi.
Cenâb-ı Hak Hz. İbrâhim’e sâlih bir evlat ihsan etmişti. Adı İsmâil’di…

Bayram namazının ardından dışarıda serin bir sabah olurdu ve insanlar tatlı bir telaş içinde hızlı adımlarla evlerine dağılırlardı. Yapılacak çok işleri vardı. Eve vardıktan sonra, dedemin bahçede yaptığı çitlerin arkasındaki koçlara su verilir, rahmetli babaannemin, sobanın yanında bulundurduğu küçük kül-küreğiyle sobadan aldığı korların üzerine atılan tütsüden çıkan hoş kokulu dumanlar hayvanlara koklatılır, sanki birazdan olacaklar için hayvanlardan af dilenirdi…

Şimdi büyük marketlere gidiyorsunuz. Bir hayvan beğeniyorsunuz. Hemen tartıyorlar, kredi kartını çekiyorsunuz, hatta 6 taksit yapıyorlar. Hayvana bir numara, size de üzerinde tarih saat yazan kağıt veriyorlar. Bayram sabahı o saatte markette oluyorsunuz. Beş dakikayı geçmeyen bir işlem dizgesinin ardından size bir kutu veriyorlar, içinde iri parçalara bölünmüş hayvanınızın olduğu o kutuyu aracınızın bagajına koyup evinize dönüyorsunuz…

Ülkemizden söz ederken, ülkemizin %99’u Müslüman diyoruz. “Oran” olarak düşündüğümüzde çok ama çok büyük bir nicelik… Tümünü Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı insanlığa baktığımızda, oran biraz düşüyor. Kabaca 7 milyar insanın oluşturduğu 195 ülkenin 63’ü müslüman ve buralarda yaşayan 1,5 milyar insana bakınca, insanlığın yüzde 22’si diye başlayabiliyoruz söylemimize… (Oran 99’dan 22’ye düşünce tebliğ konusunda pek iyi değiliz diye düşünüyor insan :-), oysa iletişim teknolojileri de bayağı kolaylaştırdı bu işleri)

Ama Meclise sunulan 2013 bütçesinde, bu ağırlığı kısmen de olsa hissediyoruz. Görüldüğü üzere VIP Hac kontenjanı ile vekillerimizi yıldızı bol otellerde konaklayarak “hacı” yapan sistemin bütçesi, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçesinin neredeyse iki katı…

Diyanet İşleri Başkanlığı: 4 milyar 604 milyon
İçişleri Bakanlığı: 2 milyar 888 milyon,
Sağlık bakanlığı: 2 milyar 490 milyon,
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: 2 milyar 469 milyon
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı:1 milyar 880 milyon,
Kültür ve Turizm Bakanlığı: 1 milyar 851 milyon,
Dışişleri Bakanlığı: 1 milyar 614 milyon,
Ekonomi Bakanlığı: 1 milyar 381 milyon,
Kalkınma Bakanlığı: 1 milyar 198 milyon,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı: 600 milyon,
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı: 503 milyon
Avrupa Birliği Bakanlığı: 213 milyon

Bayram anıları, yüzdeler, Diyanet Bütçesi ve Bilim Teknoloji Bakanlığı….
Çok mu karışık oldu…
Hayır, olmasın…
Puslu anılarımdaki bayram sabahlarında, çocuksu bir sevinçle, caminin gül suyu ve ayak kokan halılarının ilginç desenlerinde kaybolup giderken hiçbir şeyi sorgulamazdım… Ve çok mutluydum.
Şimdi…
Bütçesi, Bilim ve Teknoloji Bakanlığının bütçesinin iki katı olan devlet kurumunun düzenlediği Hac organizasyonuyla, dinin Kabesine (burada dinin merkezi, yani, derenin doğduğu kaynağı anlamında kullanıyorum) giden vekiller, bayramı Cuma kutlayacaklarken biz Perşembe günü kutluyoruz ve astronomide nice alimler çıkarmış dinin mensupları bir bayram gününde anlaşamıyorlar… (Az bütçe veririsen Bilim ve Teknoloji Bakanlığına, olacağı budur işte :-) )
Artık halı desenlerinin arasında kaybolurken, çocuksu sevinçlerin yerini “Ulan yoksa boşu boşuna mı buradayız, yoksa adamlar Kabede yanlış işler mi yapıyorlar?” şeklinde “vesveseler” alıyor…
Ve ilk kez bir bayramı sevgili oğlum aramızda olmadan geçiriyor olmanın burukluğunu da hissediyorum… (Kolisini ve bayram harçlığını yolladım dümbüğün)

Kim ne zaman kutlarsa kutlasın, “bize her gün bayram” deyip, cümleten bayramınızı kutluyor, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum…

UMUMİ ARZU ÜZERİNE İZAHAT
Yıllardan beri RAMAZAN ve KURBAN Bayramlarının tarihi hep tartışmalı olmuştur. Ama bu yılki durum diğer yıllardan farklıdır. Önceki yıllarda hep Suudi Arabistan bir gün önce bayram yaptığı için ülkemizde ikinci gün Kurban kesme, kurbanın daha sonraki günlerde de kesilebilmesi mümkün olduğundan, kişilerde ibadetin sahih (kabul edilebilir) olması açısından sıkıntı yaratmazdı.
Bu yıl Kâbe’de bayram Türkiye’den bir gün sonra yapılmış oluyor. Bu durumda da, Türkiye’deki Müslümanlar, bayram günlerinde yapıldığında kabul edilen bir ibadeti, bayram günleri dışında yaptıkları için, ibadetlerinin kabul edilmemesi olasılığı ile karşı karşıyadırlar.
Arap toplumunda ay takvimi kullanıldığı için yeni ayın başlangıcı ayın hilal olarak görünmesiyle belirlenir. Bu takvim tam periyodik olmadığı için, belli günler, yıllar boyunca periyodik takvim boyunca gezer. (O yüzden insanlar yaklaşık otuz yıllık bir zaman dilimi içinde hem kışın hem yazın oruç tutarlar) Ama bu ayların başlangıç zamanı olan “hilalin görünüp görünmediği meselesi” hep sorun olmuştur.
Diyanet İşleri Başkanlığı hicri ayların başlangıcını, 27-30 Kasım 1978 tarihinde İstanbul’da yapılan Rüyet-i Hilal Konferansı’nda alınan kararlar doğrultusunda tespit ettiğini belirtmektedir. Bu konferansta “21 İslam ülkesi, 1978 yılında, yeryüzünün herhangi bir yerinde hilalin görülmesine bağlı olarak, ihtilafı-ı metalie itibar edilmeksizin, hicri aybaşlarının tespit edileceği ilkesi benimsenmiştir.
Ancak, bazı Müslümanlar, haklı olarak, bunun aralarında zaman farkı olmayan (aynı zaman dilimindeki) ülkeler için geçerli olması gerektiğini düşünmektedirler. Çünkü, ay takvimine göre periyodik olan takvimde, Ocak ayının başlangıcı olan miladi yılbaşını bile dünya ülkeleri farklı zamanlarda kutluyorlar. Ancak Türkiye ve Suudi Arabistan arasında zaman dilimi farkı yoktur…
Bu durumda iki olasılık var…
Ya Türkiye’deki Müslümanlardan birinci gün kurban kesenler hayvan kesip et yediler. Yani kurban ibadetini yerine getiremediler…
Ya da (Diyanet’in VIP Hac organizasyonuyla gidenlerinki “gösteriş” olması hasebiyle NİYETLERİ açısından bence zaten sakat), binlerce Müslüman Türk, hac ibadeti diye umre yaptılar, haberleri yok…
Kesin olan gerçek ise, Müslüman alemi, bilim Çin falan gibi söylemlerle, geçmişte çıkmış üç beş bilim insanının başarılarıyla oyalanmaya devam ediyor ve bir bayram gününde anlaşamayıp, 2012’de üç farklı bayram tarihi üretmeyi başarıyor…
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s