EYİTİM PİSKOLOCİSİ

Organizma uyaranı nasıl anlamlandırırsa öyle tepki verir…
Biz derslerde çoluğa çocuğa bunu anlataduralım, millet uzun bir süreden beri uyguluyor.

Eğer uzun vadeli bir planınız varsa,
Üzerinde emellerinizi gerçekleştirmek istediğiniz coğrafyadaki halk da bir şekilde sağduyusuyla, vatanseverliğiyle size karşı duruyorsa,
Bir büyük ortadoğu projesi tezgâhlarsınız derhal…
Bir de eşbaşkan…

Eğer mevcut yargı sistemi, başta, proje uygulayıcılarının manevra alanını sınırlayan, engelleyen tek unsur silahlı kuvveleri, pasifize etme önünde engel çıkarıyorsa, hemen yargı sistemini değiştirirsiniz.
Ama yargı sistemleri kolay değiştirilemez, bunun en temiz yolu yine bu değişikliği halka yaptırmaktır.

Ama halk bunu bilirse yapmaz.
O zaman bir olta, ucuna da bir solucan lazımdır. Çünkü açlık duygusuyla şuursuzca oltaya atlayan sazan, o anki dürtüleriyle davranır çok doğal olarak…

Mesela referandum (ki çok iddialı bir biçimde halkımın neye oy verdiğini bilmediğini ifade edebilirim) tam 12 Eylül günü yapılır.
Bir 12 Eylül mağduru olarak ben de (benim de eğitim hayatımı etkilemiş, kendimi gerçekleştirmemi engellemiştir) 12 Eylül’e öfkeliyimdir… Ama kaçınız yaşamıştır onu. Kaçınızı bilirsiniz 12 Eylül’de ne olduğunu.

Sonra bir video izlersiniz.
Sosyal paylaşım sitelerinde falan döner yeni çıkmış şarkı klibi gibi. İzledikçe öfkenizi kabartır o video, sazanın oltanın üzerindeki yemi gördüğünde kabaran açlık duygusu gibi.
Gider, EVET ulan, EVET, yargılansın bu zalimler, gaddarlar diye basarsınız mühürü hınçla…
Aklınız sıra alırsınız intikamınızı…
Değiştirirsiniz yargı sistemini, söker alırsınız yargı bağımsızlığını yargının üzerinden o öfkeyle…
Sonra hakkın, adaletin değil kendi ideolojisinin yanında yer alan hakimler, savcılar çıkar birden piyasaya. Siyasi iradenin memurudurlar, somut delilleri, gözlerinin önündeki kitaplarda yazan yasaları görmezden gelen.
Onlarca kitap yazıldı, yüzlerde delil sunuldu yeni yargılama sisteminin nasıl işlediğini gösteren. Kaçımız biliyoruz, kaçımız farkındayız?

Haa, bu arada, darbeciler hayatlarına devam etmektedirler. Hatta telekonferansla (ki ayrı bir komiklik konusudur) ifadeleri alınırken, evet yaptım, bu gün olsa gene yaparım gibi, adamlarla şey geçen ifadeler vermişlerdir.
Ama bunlar da başka gündem maddeleriyle çoktan unutulmuştur. Unutulması da normaldir. Sazan da bir balıktır ve balık hafızası deyimi onun için de geçerlidir.

Ama projenin önemli bir ayağı gerçekleştirilmiştir bilim sayesinde.
Ne demişti bilim…
Organizma uyarana, uyaranı algıladığı biçimde tepki verir.

Cıgara verem mi? Al ulan al, organizma cıgarası işte… Dikkat et de yatağa kül düşürme…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s