BASINDAN HAVADİS

BASINDAN HAVADİS
“Türkiye Cumhuriyeti’nin “ilişkilerin geliştirilmesine katkıları” nedeniyle yabancılara verdiği en büyük üç nişan, Devlet Nişanı, Cumhuriyet Nişanı ve Liyakat Nişanı’nın şekilleri değişti. Eski nişanlarda yer alan Atatürk silueti ve T.C. yazısı yeni nişanlardan kaldırıldı.”

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında Cumhurbaşkanlığı’na ya da BİMER’e sormak gerekiyor

1-BU DEĞİŞİKLİĞİ SİZ Mİ YAPTINIZ YOKSA HAYIR DİYEMEYECEĞİNİZ BİRİLERİ Mİ YAPTIRDI?
2-SİZ YAPMA İHTİYACI HİSSETTİYSENİZ, BUNUN GEREKÇESİ NEDİR?
3-BİR YERLERDEN TALEP GELDİYSE BU TALEBİN KAYNAĞI KİMLER YA DA NERESİDİR?

Bir gün hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını anladığınızda, birileri için beklenen gün doğarken, birileri için vakit geçmiş olacak…

Oysa asıl sorunu dillendirmek yerine, hadiseye doğru olmayan bir açıdan bakıp siyasi otoriteyi suçluyoruz…

Lütfen siyasi otoriteyi suçlamayalım. Siyasi otorite, memleket dahilinde kendisine onay verenler ile memleket haricinde, zamanında askeri ve siyasi emellerine ulaşamayanlar tarafından kendisine verilen görevi yapıyor. Beğenirsiniz beğenmezsiniz… Türk İstiklal Harbi kazanılmasaydı, bugün, tarihlerde Müşterek Sömürge Topraklarında bağımsızlık hayaliyle eyleme geçen ama başları ezilen isyancılar anlatılıyor olacaktı…

Memleketin asıl sorunu, siyasi otorite gibi düşünmeyen ama sayıca siyasi otorite kadar olan bir kitleyi buluşturacak siyasal bir seçeneğin olmamasıdır… Demokrasi kültürünün tam olarak yerleşmediği toplumlarda bu tür olaylar kırılmalara, kırılmalar da tıpkı bir fay hattı gibi toplumun birlik ve berberliğinde yıkılmalara yol açar ki, bunun faturasını yine o toplum öder…

Darbeciler yargılanacak diye verdiğiniz onayla yargı sistemi değişirken, değişen yargı sistemiyle stratejik gücümüz ortadan kaldırılırken, herkes özel hastanelerden yararlanacak diye verdiğiniz onayla saat 10’dan sonra bir bardak bira alamazken, ekonomik istikrar bozulur diye akaryakıta, doğalgaza dünyanın en fazla vergisini veririken, demokrasi treni istenilen istasyona varıp, treni araç olarak kullandıklarını alenen beyan edenlerin işeri bittikten sonra, bu işleri yapanlar oltalarını toplayıp gittiklerinde, boğazınızdaki olta iğnesini çıkaramayabilirsiniz…

Ya da, bir süs balığı olarak birilerinin akvaryumunda, özgürlükten, bağımsızlık onurundan yoksun biçimde “ama birilerinin beslemesi” (ki bunu Halide Onbaşı bile kabullenmişti) olarak mutlu bir hayat sürersiniz…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s