BUGÜN CUMHURİYETİMİZİN KURULUŞUNUN 91’İNCİ YILINI KUTLUYORUZ…

Bugün Cumhuriyetimizin kuruluşunun 91’inci yılını kutluyoruz…

Kutluyoruz yerine, eskilerin tabiriyle, “idrak” ediyoruz diyebilmeyi çok isterdim. (TDK sözlüğüne göre, idrak, “anlama yeteneği”, “anlayış”, “akıl erdirme” anlamlarına geliyor…

İdrak etmek için de bilmek gerekiyor…

Matbaanın (ki bir memleketin aydınlanması üzerinde çok etkilidir) icadından tam 277 sene sonra kullanılmasına fetva verilen,

Piri Reis’in haritasını coğrafya derslerinde, resimdir, çoluğu çocuğu Hıristıyan edecek diye kullanıp kullanmamayı tartışan ve çukurlara atan,

Balkan savaşı yenilgisinin olumsuz sonuçlarından kurtulmayı, tüm okullarda bir duanın 4444 kez okutulmasıyla uman,

O kara tahtayı, faydasından vazgeçemedikleri için, Yemen üzerinden geçirip “hacı” edildikten sonra okullarına sokabilen,

Bugün Fizik dersinde yasalarını okuttuğumuz Kepler daha 9 yaşındayken, İstanbul’da Takiyüddin’in kurduğu Rasathaneyi memlekette görülen salgın hastalığın (başka bir kaynağa göre olan bir depremin) nedeni sayıp hınçla öfkeyle, yerle bir eden,

Tıbbiye’de “İslam cesetlerinden yararlanılamaz” fetvası yüzünden ve gayrı Müslim kadavra bulunmadığından anatomi bilmeyen hekimler yetiştiren,

Muhtemelen bu minval üzre yetiştirilen hekimler yüzünden, 1831’de İstanbul’da yaşanan veba salgını karşısında uygulanmak istenen karantinayı “Frenk icadıdır” diye yedi yıl yürürlüğe koymayan,

Aklı başında bir aydın olan, Darülfünun’da (üniversitede) fen deneyleri yapan Hoca Tahsin Efendi’ye (kişisel sayfamda hep gördüğünüz ama çoğunuzun anlamını merak etmediği) “cehalet, bilgisizlik şart; okuyup yükselmek, olgunlaşmakmış günahımız; İlahi, ilim tahsil etme suçuna tövbeler olsun” dedirten

bir miras üzerine, birileri Cumhuriyet kurmak istiyor…

Kolay değil tabii ki… “Hasta adam” diye tanımladıkları milletin, toprağına, coğrafyasına, öz kaynağına sahiplenmek için ölümünü dört gözle bekleyen yedi düvel var milletin başında. Bu çok normal de, bir de;

11 Nisan 1920’de Mustafa Kemal ve arkadaşlarını kafir ilan eden, katli vaciptir diye fetva veren Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi var, 11 Mayıs 1920’ de Mustafa Kemal ve arkadaşlarını (birinci TBMM icra vekillerini) idama mahkûm eden bir yönetim var

Biga’da “elimde ferman, göğsümde Kur’an var, (bunu pek söylemezler ama söyleyelim, cebinde de 5000 İngiliz altını var) beni Padişah Efendimiz yolladı diyen Anzavur var. (Fetva da, Milli Kuvvetlerin katli fetvası)

Bolu’da Binbaşı İhsan’ın, Teğmen Abdülkadir’in soyulup sokaklarda dolaştırılması, boyunlarına ip bağlanıp sürüklenerek öldürülmeleriyle “fetvanın yerine getirilmesi” var

Bütün umudumuz Allah’ta ve İngiltere’de diyen bir sadrazam (Damat Ferit, 5 Mart 1919), Yunan ordusunun başarısı için dua ediyoruz diyen bir Adliye Nazırı (Ali Rüştü 12 Temmuz 1920), “Yunan ordusu Halife’nin ordusu sayılır, hiç de zararlı bir topluluk değildir, asıl kafası koparılacak mahluk Ankara’dadır” diyen bir dernek var (İslamı Yüceltme Derneği, 1920)

Ve, daha 24 yaşında, bin kişiye yakın bir kalabalıkla, tekbir sesleri içinde, yaralı haliyle, başı testereyle kesilen Asteğmen Kubilay var…

Bazılarının özlemini duyduğu o günlerden, bu günlere kolay gelmedik Hanımlar Beyler…
Bu ahval ve şerait içinde dahi o (muhtemelen içinde Türk sözcüğü geçtiği için gönlümüzdeki adının açıkça söylenmesi yerine, nüfus kâğıdındaki adı, Mustafa tercih edilmeye başlandı) Atatürk, “YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDİYORUZ” dedi ve etti…

Bu coğrafyanın pek alışkın olmadığı, MİLLÎ, DEMOKRATİK, LÂİK VE SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİnin temeliydi bu… Bu coğrafyanın (ki, önüne böyle bir vizyon konup, ahalinin birbirine kırdırıldığı ve bunu yapanların da ellerini ovuşturarak izlediği bir yerdir artık) bir daha göremeyeceği bir iş yaptı Atatürk.
Büyük bir miras bıraktı…
Öyle bir miras ki, 91 yıldır yiye yiye bitiremedik…

Atatürk döneminde kurulan fabrika ve işletmelerin:
Abdullah Gül’ün Başbakanlığı döneminde 100 milyon dolarlık,
Necmettin Erbakan’ın döneminde 400 milyon dolarlık,
Süleyman Demirel’in döneminde 600 milyon dolarlık,
Turgut Özal’ın döneminde 1 milyar dolarlık,
Tansu Çiller’in döneminde 1.3 milyar dolarlık,
Mesut Yılmaz’ın döneminde 2.7 milyar dolarlık,
Bülent Ecevit’in döneminde 6 milyar dolarlık,
Recep Tayyip Erdoğan’ın döneminde yaklaşık 16 milyar dolarlık kısmı satıldı…

Başka bir memlekette,

Bir dönem vekillik yapıp astronomik maaşla emekli olamazsınız,
Tanıdığınıza, eşinize dostunuza kamu ihaleleri verip onları milletin sırtından zengin edemezsiniz,
Hesabını vermeden “örtülü ödenek” “kurumun ödeneği” adı altında milletin parasını şahsi işlerinizi için kullanamazsınız,
Milletin vergisiyle yapılmış 312 adet okulu yakıp yıkıp kullanılamaz hale getiremez, bu ideolojiyi meclisinizde vekil maaşıyla besleyemezsiniz,
Bir kısım ahalinin ödemediği elektrik su parasını, sırf yasalara, kurallara saygılı olduğu için salak yerine konan başka bir kısım ahaliye “kaçak kayıp bedeli” adı altında ödetemezsiniz,
Toprağınızı SATAMAZSINIZ, askerinizi (maliyeti Amerikalı Coni ile kıyaslandığında çok düşük diye) Kore’de, Afganistan’da kullanamazsınız,
Hudut tekmilinde geçer: NAMUS bildiğiniz için, korumak için ölmeye yemin ettiğiniz vatan sınırınızı kevgire çeviremezsiniz,

Ama hepsi mümkün bu memlekette değil mi?
Neden diye sordunuz mu?
Cumhuriyetin olanaklarını kullanabildiğiniz için…

Benim sayın ahalim,

Benim fikri hür vicdanı hür nesiller yetiştirsin diye uğraştığım, ama mini mini çocuklara sosyal medyada iletişim kurarken, seçim öncesi bir siyasi partinin amblemini profil resmi yapan öğretmenim,

Dün öğrenciyken, odama gelip, “hocam, askerler cami bombalayacakmış bu ne biçim iş?” diye bana dert yanan öğretmenim,

Biz bu uğurda kelleyi koltuğa aldık, Cumhuriyet değer vs, bunların benim için anlamı yok diyen “örtülü” öğretmen adayım,

Dersimde tartışma konularından birisi olarak verdiğim “cinsiyet ve reklam” konusunda (İngilizcesinde “sex” sözcüğü geçtiği için) “ben böyle ayıp konularda konuşamam” diyen öğretmen adayım…

Yaşam tarzlarınıza, dünyayı algılama biçimlerinize saygılıyım.
Bugün sizlere bu nimetleri yaşatan Cumhuriyeti sevmenizi, ideolojisini içselleştirmenizi beklemiyorum.
Ama bu kadar nimetlerinden yararlandığınız bu Cumhuriyete, bu mirası sizlere bağışlayanlara az da olsa minnet duyun bari…

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s