EYİTİMİN KALİTESİ SÜREKLİ FALAN….

Üniversitemizin Internet sahifesindeki duyuruya göre, Uludağ Üniversitesi Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Kurulu (UÜ-ADEK) tarafından, Program yöneticilerine sürekli iyileştirme çalışmalarında yardımcı ve yön gösterici olmak üzere “UÜ EĞİTİMDE SÜREKLİ İYİLEŞTİRME REHBERİ” hazırlanmıştır. Bunun konuşulacağı bir “eğitimde sürekli iyileştirme toplantısı” düzenlenmiş.

Tam da Pedagojik Formasyonun, eğitimin ta göbeğindeki öğretmenlerin yetiştirildiği konsantre programın, birinci perdesinin bittiği günlerde.

Ben de konfeksiyon atölyesinde son ütücülük yapan bir zat olarak, bir değerlendirme yaptım. Kimsenin bir tarafında değil benim değerlendirmelerim kuşkusuz, lakin ben sadece tarihe not düşüyorum

Doğrusunu söylemek gerekirse, bu alana bulaştığım için kendimi çok şanssız addediyorum. Keşke başka bir alan okusaydım… Tıp, hukuk, mühendislik gibi alanlarda, bu alanın diplomasını taşımayan, sertifikasyonla çalışan bir kişi yokken, öğretmenlik alanı hep istismar edilen bir alan olmuş, hiçbir zaman başlı başına bir uzmanlık alanı, bir meslek olamamıştır. O nedenle sosyal medyadaki profilimde “örtmen konfeksiyon atölyesinde son ütücü” derken kalben inandığım bir gerçeğe gönderme yapıyorum…

Elimde bir kitap, Ahmet Yıldız’ın editörlüğünü yaptığı ÖĞRETMENLİĞİN DÖNÜŞÜMÜ. Yaşanan rezillikleri sayfa sayfa anlatıyor. Lakin alan satan razı olduğu için bize halt etmek düşüyor…

Ben bizim eyitimcilere sordum birkaç kez, bu, bizim söylemlerimizle taban tabana zıt süreçte neden yer alıyoruz, neden direnmiyoruz? diye. (Cevap belli de, (taksimetre çift yazıyor) ama zahiri bir cevap vermek lazım, diyorlar ki, “biz bıraksak başkaları bizden daha mı iyi yapacak?

Ancak, BU İŞİ BAŞKALARI DAHA MI İYİ YAPACAK söylemiyle mantığa büründürdüğümüz son sıkıştırılmış olarak yapılan hafta sonu sürecinde;

1-Bazı dersler bazı öğretim elemanlarınca ilk kez verildiği için, derslerde olması gerekenler değil, öğretim elemanlarının kendilerini yetkin hissettikleri alanlara ilişkin konular verilerek, programın amaçlarından kısmi sapmalar yaşanmıştır.

2-Öğrencilerin iki hafta gözlemleyerek benimle paylaştıkları bir ders, neredeyse tüm dönem boyunca sadece birinci yarısı yapılarak tamamlanmış, bu konu emsal teşkil ederek hem bazı duyarlı öğrencileri, hem de aynı taleplerle bana gelen öğrenciler nedeniyle, beni rahatsız etmiştir. Bu da, normal şartlar altında, öğretmen yetiştirme programlarında 3 saat olan, ancak sertifika programında bir saati azaltılan dersin, yapılması yerine GEÇİŞTİRİLDİĞİ izlenimini oluşturmuştur.

3-Yukarıdaki konunun yönetimce biliniyor olmasına rağmen, son ders haftasında da 4 grubun dördünde de ikinci yarının yapılmadan dersin bitirilmesi, hem yönetimin bu konuda yapabileceği bir şeyin olmadığını, hem de “başkaları bizden daha mı iyi yapacak” söyleminin doğru olmayabileceğini göstermiştir.

4-Bir oturumu 4 saat olan programda, pek çok derste ilk hafta tanışma, bir hafta da sınav nedeniyle, süresinin %30’a yakın bir kısmı baştan feda edilerek sürenin çok da önemsenmediği algısı oluşturulmuştur.

5-YÖK tarafından derslerin yürütülmesinde üniversitenin yönetmelik hükümlerinin geçerli olduğu açıkça belirtilmesine rağmen, derslere devamı belirleyen hüküm aksine, devamsızlık süresinin aşıldığı bir zamanda programa öğrenci kabul edilerek, uygulama hukuksuz ve gayrı ciddi bir hale sokulmuştur.

6-Hem ara sınav gözetmenlerinin ilanı esnasında, hem de mazeret başvurusu kabul edilen öğrencilerin mazeret sınavları öncesinde, bir önceki günün gecesi saat 23.00’te e-posta ile güncellemeler yapılmış, bu da yönetimin süreçleri planlamada yeterli olmadığını ya da değişikliklere zamanında reaksiyon gösteremediğini ortaya koymuştur.

7-Saat başına ücret ödenen bazı sınav gözetmenleri, sınav evrakı zarfının üzerindeki yazılı yönergeyi, kendilerine bizzat “sınavı başlatmadan mutlaka okuyun” dememe rağmen okumamışlar, birkaç derslikte planladığım sınav uygulamasında sorun yaşanmasına neden olmuşlardır. Bir sınav gözetmeni, altında adı soyadı ve teslim ettiği kağıt sayısının yazılı olan sınav tutanağını imzalamadan bırakıp gidecek kadar işini gayrı ciddi şekilde yapmış, ardından koridorda peşinden öğrenci koşturarak tutanak imzalatılmıştır.

8-Bazı öğretim elemanlarınca derslerde sarf edilen bazı söylemler, pek çok öğrencide “sertifika programında başarısız olunmayacağı” algısını oluşturmuş, makul sayıda öğrenci de bana bunun doğruluğunu sorma ihtiyacı hissetmiştir.

9-Bu programda iki farklı grupta karşılaştığım sahte imza / yerine imza attırma olaylarındaki artış, öğrenci seçiminde herhangi bir kriterin olmayışının öğrenci profiline yansıdığını da göstermiştir.

Bu şartlar devam ettiği müddetçe, bu programda ders vermenin benim için “öğretmen adayı yetiştirme” olan anlamının, “İÇİNDE YER ALMAYI KENDİME YAKIŞTIRAMADIĞIM, ZAMAN DOLDURULUP PARA KAZANILAN VE ÇİZGİMLE UYUŞMAYAN BİR SÜRECE” dönüşmesi nedeniyle, koşullar düzelmediği müddetçe bu programda ders vermek istemediğimi, bu konuda ders vermeyi isteyen pek çok gönüllü bulunabileceği için de bunun bir sorun teşkil etmeyeceğini cümle alem bilsin isterim…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s