HAVADİS OKUYOR VE YORUMLUYORUZ

Şu sıralar formasyonmuş, ıvırmış zıvırmış, her şeyi arkamda bırakıp sadece derslerime giriyor ve kitap okuyabiliyorum. İster istemez, önceliği “gündemi meşgul eden konulara” veriyorum…
Ve hadiseleri anlamlandırmaya çalışıyorum, aklımın erdiği kadarıyla…
Birkaç gün önce bitirdiğim kitaptan iki alıntı hadiseleri yorumlamamızı kolaylaştırıyor.
Normal şartlar altında “olmaması gerek” dediğiniz oluyorsa, bunun makul mantıklı nedenleri olmalı değil mi?

ALINTI 1
Son yerel seçimler kastedilerek;
Hatay Reyhanlı’da gelmiş geçmiş en büyük terör saldırısı oldu, 53 kişi öldü, Reyhanlı’da AKP kazandı…
Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan Antakya’da toprağa verildiler, Antakya’da AKP kazandı…
Hopa’da HES’lere karşı mücadele veren öğretmen Metin Lokumcu biber gazıyla öldürüldü, Hopa’da AKP kazandı…
Zeytinburnu’nda ruhsatsız maytap fabrikası patladı, belediyenin ihmali yüzünden 21 kişi öldü, Zeytinburnu’nda AKP kazandı…
Küçükçekmece’ye bağlı İkitelli Halkalı’da, taşan Ayamama deresi, çarpık yapılaşmayla sıkıştırılan evlerde 31 kişinin boğularak ölmesine neden oldu, Küçükçekmece’de AKP kazandı…
Elazığ Kovancılar’daki deprem, hala kerpiç evlerde oturan 51 insanımızın canına mal oldu. Kovancılar’da AKP kazandı…
Sarımsağı Çin’den ithal eder hale geldik, Kastamonu Taşköprü’de AKP kazandı…
GDO’lu ithal pirinç yemeğe mahkûm edildik, pirinç denince ilk akla gelen Tosya’da AKP kazandı…
İsrail’e “van minuts” diye posta koyarken, İsrail’i korumak için Malatya Akçadağ Kürecik’e radar kondurdular, Akçadağ’da AKP kazandı…
Bakan Erzurum Pasinler’de vatandaşa, “beni görünce sevindiğini göstermek için takla at” dedi, Pasinler’de AKP kazandı…
“Ölüm madencinin kaderi, güzel güzel öldüler” denilen, taşeron katillerinin sembolü Zonguldak Kozlu’da AKP kazandı…
Balıkesir Dursunbey’de grizu patladı, 17 işçi öldü, Dursunbey’de AKP kazandı…
Samsun Canik’te dere yatağına kondurulan TOKİ binalarında 13 insanımız boğuldu, Canik’te AKP kazandı…
Konya Taşkent’e bağlı Balcılar Beldesinde, ruhsatı, deprem raporu, itfaiye raporu, eğitim izni, yurt izni olmayan “komple” kaçak bina çöktü, 18 insanımız hayatını kaybetti, Taşkent’te AKP kazandı…
Kütahya Simav’da deprem fırtınası oldu ancak Suriyelilere verildiği için çadır yoktu, 35 bin insan sokaklarda sefil oldu, Simav’da AKP kazandı…
Kocaeli Dilovası’nda sanayi atıkları nedeniyle kanser patlaması yaşandı, Belediye Başkanı bu gerçeği bilimsel verilerle ortaya koyan profesöre “şarlatan” dedi, Dilovası’nda AKP kazandı…

ALINTI 2
Aile Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de 11 milyon 454 bin “muhtaç insan” yardım alıyor. Halka 30 milyar lira dağıtılıyor.
3 milyon 100 bin aile yaşlı maaşı, engelli maaşı gibi adlar altında “maaş” alıyor.
Eşi vefat eden ya da geliri olmayan kadınlara para ödeniyor.
2 milyon 600 bin aileye kömür veriliyor.
Ve bunlar belediyelerin verdiklerinin dışında “devlet” yardımları…

SONUÇ VE YORUM
Davranış bilimlerinde, işin merkezinde, istenen davranışı, beklenen davranışı sergiletme vardır. “Öğrenme” derken kastedilen, “öğretilen” yani “sergiletilmesi istenen davranışı” ortaya çıkarabilmedir.
Öğrenme kuramları söz konusu olunca mesele çoğu kez Pavlov ile başlar. Aslında çok doğru ve işlevsel bir kuramdır, meseleleri gayet güzel açıklar, bazı kişiler için iticiliğinin, basite alınışının sebebi, sadece, organizmanın “it” malzemenin de “et” olması, zaman zaman benim de dillendirdiğim gibi meselenin bir “it ve et meselesi” şeklinde zikredilmesidir.
Ben size zaman zaman öğretmenlik tüyosu olarak, öğrencilerinizin öğrenmelerini sağlamak istiyorsanız, her ne öğretiyorsanız, onu öğrenenin bir ihtiyacı, onun için anlamlı olacak bir şey ya da ilgisini çekecek bir şey haline getirin, önüne koyun, gerisine karışmayın, bakın öğrenme kendiliğinden gerçekleşecektir demiyor muyum?
Eğitim psikologları, “ödül” ve “ceza”nın öğrenme ortamlarında çok önemli iki araç olduğunu söylemiyorlar mı?
Maslow piramitten söz ederken, sıralı ihtiyaçların bir aşaması karşılanmadan, giderilmeden, sonraki ihtiyaçlar hissedilmez bile demiyor mu?
Zaman zaman sıkıştığınızda, ihtiyaçlar beklentiler çakıştığında, önce (sizin için öncelikli olanı kastederek) “can” sonra “canan” demiyor musunuz?
Birinci grup alıntılar ne kadar şaşırtıcıysa, ikinci grup alıntılar da o oranda hadiseyi açıklamakta…
Bu hengâmede, millet malı götürürken, bal tutan parmağını yalarken, insanlar görse de, kaybedecekleriyle kıyasladıkları zaman tercihlerini kendi önceliklerine göre yapıyorlar.
12 Eylül’de Evren’i delicesine şakşaklayanların, devir değiştikten sonra neler söylediklerini bilen birisi olarak diyorum ki, eğer yarın bir gün bu derenin suyu kesilirse sen bak o zaman şenliğe…
Çünkü devir değişir, lakin ahalinin mayası kolay kolay değişmez.

Ebu Zeyd Abdurrahman bin Muhammed bin Haldun el Hadramî veya kısaca İbn-i Haldun’un hakkını teslim edelim. Coğrafya kaderdir…
Avrupa’da olsaydınız, bir hediye kol saatinin hükümet devirdiğine tanık olurdunuz…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s