MEMLEKETİMDEN MANZARALAR

Dün akşam katıldığım bir toplantıda, inşaatın bir bölümünün müteahhit tarafından öngörüldüğü şekilde yapılmaması meselesinin, inşaatın denetim sorumluluğunu üstlenmiş, bu yüzden kendilerine ödeme yapılan yapı denetim şirketinin sahibi tarafından, oradaki insanlara şikayet edildiğine tanık oldum…
O kadar insanın içinde “Ben ona o kadar yapma öyle diye söyledim, ama o dinlemedi beni” dedi…
Dayanamadım ve sordum.
Yapı denetim şirketi sahibi olarak, müteahhit üzerinde bir denetim yetkiniz yok mu?” diye…
Cevap şuydu; “İnşaatı mühürleseydim de bu kadar insan evlerine girmek için daha uzun süreler beklese miydi?.
Toplantının gündemini başka bir yere çekip konuyu dağıtmamak için, “Usulsüzlük usulsüzlükle giderilmeye çalışılırsa bu işler bitmez.” dedim ama mesele o kadar derin ki…

Yapı denetim şirketleri, ülkenin yaşadığı 1999 depreminden sonra, gözünü para hırsı bürümüş, içinde insanların yaşayacağı konutları, insanların can ve mal güvenliğini göz göre göre risk altına atacak şekilde inşa edecek kadar ahlaktan ve vicdandan yoksun müteahhitlere karşı, masum insanların can ve mal güvenliğinin korunması için kuruldu…
Eğer bir inşaat denetim şirketi, müteahhidin yaptığı proje dışı bir uygulamaya göz yumuyorsa, milletin canına ve malına kastediyor demektir, suçtur. Ne gerekçeyle olursa olsun, insanların can ve mal güvenliği, bilerek tehlike altına atılamaz. Bunun büyüğü küçüğü olmaz…
Ne yani, bahçe katında oturan kişiler, gerekli önlem alınmadı diye rutubetten muzdarip iseler, bu insan sağlığını ilgilendiren bir konu değil midir? Ya da iki yalıtım malzemesini çalan mütaeahhide göz yuman, kolonun, kirişin, demirinin çalışmasına da göz yummuş olamaz mı? Hırsızlığın, yolsuzluğun büyüğü küçüğü olmaz…

Bütün bunları bilerek makul karşılayan, sineye çeken ahaliye de bir çift lafım var…

Yaşayarak öğrenme öğrenmenin en ilkel biçimidir… Eğer aynı gemideysek, ben başkalarının ihmalinin faturasını ödemek zorunda değilim… Siz ödeyebilirsiniz…
Yaşı bir asıra yaklaşan Cumhuriyetimde hala çağdaşlaşamadık…

Kazım Taşkent Yaşadığım Günler kitabında, bizim gibi toplumlar için diyor ki, “kendi elleriyle hazırladığı tehlikeleri, yaşandığında, kaza kader diye sineye çeker.

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s