BİR BABANIN OĞLUNA MEKTUBU-II

Sevgili Oğlum,

Bugün üniversitedeki son sınavını da tamamlayarak, bundan dört sene önce başladığın zorlu bir süreci de bitirmiş oldun.

Bu süreç, bizim gibi doğduğu ve doyduğu yere bağlı, dünya vatandaşı olabilme kültürünü hiç yaşayamadığı için sadece söylem olarak bilen kişiler için, gerçekten zor ama sen bu zorlu sürecin en zor kısmını, (mesela benim korkulu rüyam “taharet musluğu olmayan klozet” meselesini bile aşarak), hallettin bugün…

Edinmediğin bir dille, içinden çıktığın farklı bir kültürle, dünyanın dört bir yerinden gelmiş arkadaşlarınla, bambaşka bir eğitim sistemi içinde, sonraki aşama için de iki ayrı ülkeden kabul alacak şekilde ipi göğüsledin bugün.

Bence büyük bir iş başardın.
Artık sen, çift alan mezunu, diplomaları dünyanın her yerinde kabul gören bir Fizikçi ve Matematikçisin…
Seninle gurur duyduk bir kez daha… Bunu baba olduğunda daha iyi anlayacaksın…

Dört yıl önce, eğitim ile öğrencilik ile ilgili olarak sana doğru bildiklerimi yazmıştım.
Artık sen de büyüdün. Nasihate, yol göstermeye ihtiyacın yok. Hatta farklı kültürleri, farklı coğrafyaları gördüğün, yaşadığın için bilgin ve görgün bizlerinkini geçti. Ama biz yaşlıların, sizin yaşamadan ders almanızı istemek gibi zayıf bir yanımız var. Yine de, bu deneyimleri, dersleri paylaşmayı “musibetler” için anlamlı buluyorum ben… Yoksa öğrenmenin en kalıcı şeklidir yaşayarak öğrenmek…

Yaşam denen yolu, karşındaki bir tepeye doğru uzanan bir patikaya benzetiyorum ben, senin zirveye uzanan kısmının yarısında olduğun…
Gidiş yönüne baktığında, karşıda tepeyi görüyorsun, tepeye ulaşmak için neler yapman gerektiğini biliyorsun ama tepeye varıp da tepeden baktığında ne geldiğin yolu ne de tepenin arkasında olanı “ne şekilde göreceğini” bilemiyorsun.

Şu anda, yol üzerinde, yapılacak o kadar çok iş var ki. “Yeni sürecin ders dönemi, ardından araştırma ya da tez süreci, sonra tekrar bir karar arifesi, doktoraya burada mı devam, yoksa başka bir yerde mi?” gibi… Sonra o süreçler yaşanacak, karınca hikayesinden bu güne olduğu gibi yıllar su gibi akıp gidecek, biz karşıdaki parka getirilen ufaklıklara bakıp annenle hayallerimizi daha da ayrıntılandıracağız, sen tepeye doğru yaklaşacaksın ve bir gün oradan her iki tarafı da göreceksin…
Görmeni dilediğim, çıkış yolunda pişmanlık ve keşkeler içermeyen güzel anılarla dolu bir yolculuk, diğer tarafta da kendi ailenle birlikte, güzel bir çevre içinde, sağlıklı, mutlu, huzurlu, dengeli, kendinle barışık bir yaşam…

Koşturmaca hiç bitmeyecek oğlum. Ama artık önünde hayatının akışını belirleyecek sınavlar yok, senin hayatının akışının parçaları olan sınavlar var. Bu sınavlar daha zordur ancak bu sınavlarda elde edilen başarılar çok daha anlamlıdır çok daha haz verir insana. Düşünsene, bir hipotez ya da bir soru var kafanda, o soruyu yanıtlamaya ya da hipotezinin doğruluğunu sınamaya çalışıyorsun. Bu problem -bizim eğitim sisteminde çocukları öğrenmekten soğutan, gerçek yaşamda hiçbir karşılığı olmayan Ahmet’in parasının yüzde bilmemkaçıyla neler aldığı tarzında- sanal bir problem değil ki sonucu da sanal olsun…

Sen de farkındasın, hayata karşı bir duruşun olmaya başladı. Bu beni müthiş mutlu ediyor. Seninle ilgili yaşadığım en büyük zorluk, ettiğim fedakarlığa değmiş görünüyor. Ben hayatımı yatılı okullarda geçirdim ve bizim zamanımızdaki yatılı okul hayatını düşününce, “bir tane evladımı yatılı okullarda okutmam, dizimin dibinde büyüsün, hasretlik çekmeyeyim” söylemi benim için çok önemliydi. Ama diğer yandan, benim bir kopyam olmaman, “kendin” olman için de, içinden çıktığın ailenin gölgesinde kalmaman gerekiyordu. Çok büyük bir mutlulukla ifade etmeliyim ki, hayata bakışın, kendini sadece fizik ve matematik ile sınırlamaman, yapmak istediğin diğer işleri de “bilimsel”, yani kitabına göre yapmak istiyor olman, beni mutlu edenler, bizlerin gerçekleştiremedikleri arasında yer alıyor…

Sevgili Oğlum, yine bir yol ayrımında, yüreğimden geçenleri paylaştım seninle.
Sen büyüyorsun, gelişiyorsun, okullar, mekanlar, hedefler değişiyor, biz yaşlanıyoruz ama değişmeyen bir şey var. O da, önceki mektubun da son cümlesinden ifadesini bulan gerçek;
Burada, doğduğun topraklarda, her koşulda, sen neyi tercih edersen et, ne yaparsan yap, seni destekleyen, yaşadıkları müddetçe arkanda olan bir ailen var…

Gözlerinden öperim…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s