TÜKETİM TOPLUMU VE ALINACAK DERSLER

Oğlumun liseye başladığı yıllarda, metro istasyonunun yakınında bir ayakkabı boyacısı görmüştük. Oğlumun ayağında da boyanabilecek bir ayakkabı vardı. Her Cuma akşamı Cumartesi günü izine çıkarken giyilecek ayakkabıları boyama konusunda deneyimli olan ben, ayakkabı boyama kültürüne yabancı olan oğluma meseleyi göstermek için “hadi ayakkabılarını boyatalım” dedim.

Ayakkabının silinmesi, süngerle boyanması, cilalanması, fırçalanması ve bir kadifeyle parlatılması aşamalarını merakla izleyen oğlum, on on beş dakika süren bu çalışmanın karşılığında boyacının iki lira istemesi üzerine durgunlaşmıştı birden bire…

Uzun bir sessizlikten sonra, dudaklarından şu sözler dökülmüştü:
Ben bir hamburgere bu adamın beş ayakkabı boyasından aldığı parayı veriyormuşum, artık Mc Donalds’a gitmiyorum…

Geçen hafta…
Bir süre önce by-pass geçiren babamı spora özendirmek için bir alışveriş merkezinden yaklaşık 50 liralık vasat bir spor ayakkabısı aldım.
İki yıllık kullanımın ardından ayakkabının kauçuk tabanında gövdeden ayrılmalar görülünce, ben, “zaten dandik bir şeydi atalım yenisini alalım” dedim…
Babam bir şey demedi…
Bursa’nın dar sokaklarında yaşlı bir ayakkabı tamircisine gitti.
Ayakkabıyı gösterip yapıştırılıp yapıştırılamayacağını sordu.
Esnaf terbiyesinin, nezaketinin yaşandığı o minicik dükkanın önüne minik bir tabure ve bir çift terlik konduktan sonra, ayakkabının tabanı önce yapıştırıldı ardından da  balmumundan geçirilmiş kendir iple kauçuk taban maharetle çepeçevre dikildi.
Borcumuz?, sorusuna da “sekiz lira” yanıtı verildi… Dikkat buyurun “on lira” değil, emeğin bir bedeli var, tam o kadar…
Ayakkabı şimdi eskisinden daha sağlam…

Üç çift “Nike dual fusion” spor ayakkabım olduğundan mı utanayım, yoksa formasyon tezgahında ayakkabıcının yirmi dakika için talep ettiği el emeğinin bedelinin tam 13 katını kırk beş dakikada alan, ama tam bir dönem boyunca (yan sınıfımda ders verdiği için tanığı olduğum) bu kırk beş dakikaların yarısını yapmadan çıktığı için bir esnaf  kadar terbiyeli olamayan öğretim üyelerinin öğretmen yetiştirdiğine mi yanayım…

Zenginliğin ve mutluluğun sayı olarak, nicelik olarak bir üst sınırı yoktur.
Zenginlik de mutluluk da ELİMİZDEKİNİ FARK ETMEK, ELİMİZDEKİYLE YETİNMEKTİR.

Mutluluklar diliyorum…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s