BİR BABANIN OĞLUNA MEKTUBU- IV

Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Engin Karadağ’ın, uluslararası “Higher Education” dergisinde yayımlanan “Türkiye’de üniversite rektörlerinin akademik profilleri” konulu çalışmasında,

Türkiye’de her 37 ilahiyat profesöründen birisinin rektör olduğunu,

İçinde Türk üniversitelerinin de yer aldığı, 2018 Dünya Üniversiteleri Sıralaması listesine göre ilk 500 üniversitede doktora yapmış rektör oranı %15’te kaldığını,

Rektörlerden yüzde 23.8’inin Scopus ve yüzde 34.5’inin de Web of Science (WoS) standartlı uluslararası makaleler endeksindeki yayınlarda HİÇ BİR MAKALESİNİN OLMADIĞINI

okuduktan sonra, daha doktorasının ikinci yılında olan oğlumun Nature’da birinci yazar olarak bir makalesinin yayınlanmış olmasından büyük bir keyif almış, adamımla gurur duymuştum.

Ama, sevgili eşimin beni, “oğlumun başarılarına kayıtsız kalmakla” eleştirmesi üzerine oğluma da aşağıdaki mektubu yazmıştım…

Hep ciddi konularda yazacak değiliz ya…

*     *      *

Sevgili Oğlum,

Annenle dün akşamüstü balkonda oturup rakımı yudumlarken, laf döndü dolaştı Majorana parçacıklarına geldi.

Annen bana bunların, “maddenin yeni bir fazında ortaya çıktığını” söyledi.

Ben de annene, önceki çalışmalarımın birisinde, malzemedeki düzensizliklerin oluşturduğu bu fazının varlığını gösterdiğimi ve fazın kimi özelliklerini incelediğimi söylediğimde hayli şaşırdı. Hatta bu şaşkınlıkla, “Sen maddenin fazlarını bile bilmezsin, bildiğin katı, sıvı ve gaz halleri, anlat bakalım neymiş bu yeni faz?” diye de sordu.

Ben de,  “Mesela bir maddenin, daha önceden okulda sana öğretilen katı, sıvı gaz hallerinden farklı şekilde, ne katı gibi ne de sıvı gibi davrandığı bir faz halini düşün” dedim ve ekledim, “Bu faz, bir elektronun iki alt parçacığa ayrılması özelliği ile ortaya çıkıyor.”

Annen, “Nasıl yani? Ne parçacığından söz ediyorsun sen?” derken, ben devam ettim Agacım, “Majorana kuantum-hali olarak da adlandırılan bu alt parçacıklar, yük, enerji ya da spin gibi bilinen maddenin yapıtaşları tarafından taşınan özellikleri taşımıyorlar. Bu parçacıkları, ilk defa  Majorana 1937 yılında teorik olarak öngördü,  ben de bu parçacıkların gözlemlenmesi ile ilgili önemli gelişmelere imza attım” dedim.

Haliyle Annen de bu kadar “niteliksiz” parçacıklar ne taşıyor diye sorunca, ben de cevabı patlattım Agacım;

“Kuantum-bilgi taşıyorlar, üstelik “niteliksiz” olduklarından bu bilgiyi dış dünyadan koruyorlar…”

Nasıl Agacım?

Senin de bildiğin gibi, kuantum bilgisayarlarının en önemli sorunu, kuantum-bilginin çok narin olması ve hemen kaybolması… Bu yüzden, topolojik faz olarak da adlandırılan bu fazların, kuantum bilgisayarlar ve kuantum hafızalar için adeta biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum şahsen…

Bilirsin, ben normalde böyle şeylere takılmam Agacım ama günümüzde standart yarı-iletken üretim teknikleri ile tamamen temiz nano-teller üretmek çok zor ve pahalı olduğundan, keşfettiğim topolojik hal ile siz gençlere yol göstermeye çalışıyorum.

Biraz akıllı olup Kur’anı dikkatle okursanız bunlarının hepsinin yazdığını göreceksiniz de, kalp gözünüz henüz açılmadığı için olmuyor.

Neyse çalışmalarında sana muvaffakiyetler diliyorum. Takıldığın bir yer olursa WhatsApp’tan arayıp sorabilirsin bana.

Ama sen gene de takılmamaya gayret et…

Baban…

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s