AH ULAN BİROL!..

Sabahları WhatsApp’tan kısa videolar yollardı.
Mesajlarda birbirimize “Agacım” diye hitap ederdik.
Gençliğimizde aşkına Ümit Yaşar Oğuzcan tarzında güzel şiirler yazardı.

Pazar akşamları yatılı mektebin bahçesinde saatlerce hafta sonu onu, aşkını anlatırdı…

Birkaç gün mesaj gelmedi.
Dayanamadım, aradım. Oğlu açtı telefonu.
Kalbinin teklediğini, anjiyo sonrası by-pass geçirdiğini ve yoğun bakımda olduğunu öğrendim.
Odaya alınca haber ver, sesini duyayım” dedim oğluna.

Odaya alındığında son kez sesini duydum. Güçlükle konuşuyordu. Zorlama kendini dedim.

Ertesi sabah “Nasılsın?” mesajıma, zor bir gece geçirdiğini, tansiyonunun 6/4’lere kadar düştüğünü yazdı.

Sonra tekrar yoğun bakım ve ikinci ameliyat haberinin ardından tedirgin bekleyiş başladı.
Ve o günün akşamı sosyal medyaya haberi düştü. “Birol’u kaybettik…

Çanakkale’de, yeni kordonda, balkonundan uzaklardaki şehitler abidesinin seçildiği güzel bir ev kiralamıştı. “Çanakkale için kerahet vakti” dediği, güneşin kızıl bir renk alıp boğazın sularını turuncuya çevirdiği akşam saatlerinde balkonundan manzaralar paylaşırdı, kedisi Çita ile birlikte.

Birincisi Nisan 2016’da kızı ile ikincisi de Ekim 2021’de büyük oğlu ile iki kez yolunu düşürdü Mudanya’ya. Bizim balkonda oturduk, birikmiş mevzuları harcadık, yedik içtik… Her ikisinde de mutlaka gel dedi Çanakkale’deki balkonuna.

Ve ben 29 Temmuz Cuma günü, oraya, balkonunda rakı içmeye gideceğim eve, Birol’u sonsuzluğa uğurlamaya gittim.

Birol’un hastaneden getirilmesini beklerken iki şey geçti aklımdan.

Birincisi, Yusuf Hayaloğlu’nun “Ah ulan Rıza” şiirinin durumumuza uyan dizeleriydi… Hayal edilmiş ama Rıza’nın ölümü nedeniyle gerçekleştirilememiş şeyler… Balkonda rakı içip birikmiş mevzuları harcayamamıştık sonuçta…

Gelse, balığa çıkacaktık
Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık
Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
Enteresan hayâllere dalacaktık

İkincisi de kendi aymazlığımdı… Yani, gerçekleri göremeyişim, gözümün bağlı olduğunun farkında olmayışım. Çünkü hep “bir gün yaparız” diye ertelediklerimiz için zamanımız var diye düşünüyorduk ama yoktu aslında. Dün, geçmiş gitmişti, yarının ise garantisi yoktu.

Vasiyeti gereği, Çanakkale şehir mezarlığında sırası olan yere gömüldü. Bunu isteseniz de planlayamazsınız ama o mezar yeri, otogardan ayrılan otobüslerin otogar kapısından çıkarken sol camdan bakıldığında yolcuların açıkça görebileceği bir yerdi. O nedenle, ben otobüsle gittiğim Çanakkale’den dönerken Birol’a el sallayarak veda edebildim.

Fanatik Beşiktaşlı Birol’un vasiyet ettiği bir diğer konu da Beşiktaş’ın kara kartallı bayrağı ile gömülmekti.

Memleketin içinde bulunduğu hoşgörüsüzlük ikliminde, Çanakkale belediyesinin mezarlık görevlilerinin hoşgörüsüyle, Birol’u kabrine indirdikten sonra, üzerine Kara kartallı bayrağı örtüp tahtalarını öyle dizdik.

Şimdi Birol, ebedi istirahatgâhında, kara kartallı bayrağın altında, bu dünyada, özü sözü bir ve her anının hesabını verebileceği bir hayatı tamamlamanın huzur ve mutluluğu ile uyuyor.

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s