TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ

Ali Nejat Ölçen’in dergisinde dikkat çektiği bir konudur. Bir köşe yazarı da köşesine taşımış. Benim paylaşma gerekçem ise bir işi bilimsel şekilde, konuya ilişkin araştırma sonuçları ve bilgi birikimine dayalı olarak ve mümkünse biçimsel eğitimini alarak yapmanın sonuç üzerindeki harika etkisine dikkat çekmek…

Liseden hatırlarsınız. Münazaralar yaparlardı. Münazaradaki amaç, öngörülen bir sonuca varmaktan çok, süreçte neyi savunuyorsanız, o konuda jüriyi ikna etmekti. Bu bakış açısıyla, iyi münazaracı için “yanlışı en etkili biçimde doğruymuş gibi savunan kişi” tanımlaması yanlış olmaz…

Ali Nejat Ölçen diyor ki, seçilmiş gençler Amerika’ya gönderildi. Tabii hepsinin ABD’ye götürülmesine gerek yok, pek çoğu da Amerika’dan feyz alanlar tarafından Türkiye’de eğitilmiş olmalı. Sonra bu arkadaşlar hem siyasette öne çıkarıldılar hem televizyonlarda halkın karşısına çıkıp sanatlarını icra ettiler. Çünkü, “Cumhuriyet ve laiklik karşıtı kadroların yaratılması ancak böyle sağlanabilir ve o kadroların zaman içinde siyasal iktidarı ele geçirmesi olanağı TOPLUMUN İÇİNDE KENDİLİĞİNDEN BÖYLE DOĞABİLİRDİ. Topluma yanlışı doğruymuş gibi kabul ettiren demagoglar iktidara böyle gelebilirdi.”

Daha önce de bir arkadaşımın yazdıklarına yorum yaparken demiştim ki;
“Bebek Katili’nin İmralı’ya dönüştürülmesi, Esat’ın, Esed’e dönüştürülmesi, IŞİD’in DEAŞ ya da DAİŞ’e dönüştürülmesi örneklerinde olduğu gibi, bir kavramın eskiyle bağının koparılıp, ahalinin zihninde yeni algılar oluşturulup tutarsızlıkları sorgulaması engellenebiliyor. Bu eğitim düzeyinde gayet güzel işliyor…
Çocuklarımıza “değer” eğitimi vermediğimiz için, gelişim sürecinin en alt basamaklarında sergilenen, birincil pekiştireç dediğimiz, yeme, içme, barınma gibi ödüllerle davranışları kolaylıkla kontrol edilip yönlendirilebiliyor. Bunun son aşaması da, iradeyi çok ucuza alabilme, irade pazarı oluşturmaya varabiliyor…
Vasat zekâdaki bir insanın zekâsıyla alay eden düzeydeki televizyon programlarıyla, satın alınmış “aydın” görünümündeki yazar tiplerle, bir şekilde ahalinin hayranlığını kazanmış popüler kişilerin kullanılmasıyla, ahalinin dikkati çekildikten sonra, istenen algının oluşturulacağı mesajlar zihinlere enjekte ediliyor…
Bunları artırabiliriz… Ama farkındaysanız, bizim kuşağın bu güne dek hiç görmediği kadar sistematik ve bilimsel bir çalışma bu. Hatta yüzde yüz bizim ürünümüz olamayacak kadar sistematik ve bilimsel. Çünkü bu memleket 1960’da ve 1980’de de devlet kurumlarının sistemli bir şekilde çalışmasının engellendiği, ahalinin farklı görüşlerde farklı saflara düştüğü kriz dönemleri yaşadı ama hem ahalide, hem de devlet kurumlarında bu denli derin tahribata neden olan hadiseler yaşanmamıştı hiç.

Ali Nejat Ölçen’in saptamalarının ışığı altında aşağıdaki ifade çiftlerine bakın ve ne anladığınızı düşünün. Psikoloji biliminin, algı yönetiminin ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.

Otoriter yönetime gidiş = Demokrasiye gidiş…
Laikliğin ortadan kaldırılması = Özgürleşme…
Cumhuriyeti korumak = Statükocu olmak…
Şeriata doğru gidiş = İkinci Cumhuriyet…
Ülkenin bölünmeye doğru gitmesi = Çözüm süreci…
Ordunun tasfiyesi = Askeri vesayetin kaldırılması

Son bir not.
Rahmetli Menderes’in iki sözü vardı çok önemsediğim. “Ben odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm.” ve “Siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz (1954 yılında 3 bakanın istifasını alıp kendisini alkışlayan Demokrat Parti grubunda konuşma yaparken)”

Yani bizimkisi öyle bir demokratik rejim, öyle bir demokrasi tarihi ki, “birilerinin tercihi” “senin yaşam biçimini” şekillendirebiliyor.

Tecelli eden irade, akla, mantığa yani “bilinçli tercihe” dayalı irade olmayınca, hadi biraz daha açalım ve konumuzla ilişkilendirelim, var olanın farklı biçimde algılatılmasına dayalı bir irade olunca, üstüne üstlük, vasat zekâdaki parmak kadar çocuğun bile fark edebileceği bu denli tutarsızlıklar, bu denli çelişkiler ortadayken bu tutarsızlıklar ve çelişkiler, hiçbir şeyi sorgulamayan sayın ahalimizi rahatsız etmiyorsa, bunu ancak psikoloji bilimi açıklayabilir. (Bu arada Sosyoloji ilmi için de yeni bir kavram öneriyorum. “TOPLUMSAL ANESTEZİ.” İlgili arkadaşlar çalışsınlar, bizi tenevvür etsinler biz de münevver olalım…)

Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s